Bolu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bolu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ocak 2010 Salı

ABANT - BOLU- YURDAER RESTAURANT

Keyvanlar konağı

Sabah güzel bir kahvaltıdan sonra Keyvanlardan ayrılıp Abant'a doğru yola çıktık. Mudurnu'dan Abant'a geçiş yolu Bolu'dan Abant'a geçtiğiniz yoldan biraz daha dik, eğer lastiklerinize güvenmiyorsanız çok dikkatli gitmenizde fayda var zaten manzara o kadar güzel ki yavaş yavaş gitmek daha keyifli olacaktır.

Mudurnu-Abant yolu

Kime ne zararları olduğunu hala çözemediğim kızakçılar uzaklaştırıldıktan sonra eski tadının olmadığını düşündüğüm Abant'ın en güzel hali, bence karlar altında gölün donmuş olan hali. Bu sefer maalesef etrafta çok kar yoktu ve göl henüz donmamıştı, hava çok soğuk olduğundan direk göl gazinosuna geçip kahveleri sipariş ettik. Bolu'da en vasat yemek yiyebileceğiniz yer olan göl başındaki bu restoranın dışı renove edilmiş ama içi hala eskisi gibi, biz daha evvelki tecrübelerimize dayanarak sadece çay, kahve tüketip buradan ayrıldık.

Yurdaer restaurant





Yine bir tavsiye üzerine Bolu'ya 7 km uzaklıktaki Yurdaer restaurant'a gittik burası hem restaurant hem otel, ilk önce nefis erişteli mantıyı denedik daha sonra da resimde gördüğünüz islim kebabını ve hünkar beğendiyi sipariş ettik, bir daha ki sefer kesinlikle ızgaralarını da deneyeceğiz. Yemekten sonra tekrar yollara düştük ve Bolu'nun tadını çıkardığımız bu güzel haftasonunu sonlandırdık.

ABANT - BOLU- YURDAER RESTAURANT

Keyvanlar konağı

Sabah güzel bir kahvaltıdan sonra Keyvanlardan ayrılıp Abant'a doğru yola çıktık. Mudurnu'dan Abant'a geçiş yolu Bolu'dan Abant'a geçtiğiniz yoldan biraz daha dik, eğer lastiklerinize güvenmiyorsanız çok dikkatli gitmenizde fayda var zaten manzara o kadar güzel ki yavaş yavaş gitmek daha keyifli olacaktır.

Mudurnu-Abant yolu

Kime ne zararları olduğunu hala çözemediğim kızakçılar uzaklaştırıldıktan sonra eski tadının olmadığını düşündüğüm Abant'ın en güzel hali, bence karlar altında gölün donmuş olan hali. Bu sefer maalesef etrafta çok kar yoktu ve göl henüz donmamıştı, hava çok soğuk olduğundan direk göl gazinosuna geçip kahveleri sipariş ettik. Bolu'da en vasat yemek yiyebileceğiniz yer olan göl başındaki bu restoranın dışı renove edilmiş ama içi hala eskisi gibi, biz daha evvelki tecrübelerimize dayanarak sadece çay, kahve tüketip buradan ayrıldık.

Yurdaer restaurant





Yine bir tavsiye üzerine Bolu'ya 7 km uzaklıktaki Yurdaer restaurant'a gittik burası hem restaurant hem otel, ilk önce nefis erişteli mantıyı denedik daha sonra da resimde gördüğünüz islim kebabını ve hünkar beğendiyi sipariş ettik, bir daha ki sefer kesinlikle ızgaralarını da deneyeceğiz. Yemekten sonra tekrar yollara düştük ve Bolu'nun tadını çıkardığımız bu güzel haftasonunu sonlandırdık.

7 Ocak 2010 Perşembe

ÇUBUK GÖLÜ - SÜNNET GÖLÜ - MUDURNU KEYVANLAR KONAĞI



Göynükten Mudurnuya dönerken önce Çubuk gölüne, daha sonra da Sünnet
Gölüne uğradık,Çubuk gölü etrafında vakit geçirebileceğiniz bir yer yok
ama daha evvel gitmediyseniz bu manzara için bence gitmeye değer.



Sünnet Gölü ise oldukça popüler bir mekan dilerseniz göl başında konaklama imkanı da var hatta diskoları bile eksik değil.

Hava kararmaya başladığında biz de o akşam kalacağımız Keyvanlar konağına doğru yola çıktık, Keyvanlar konağı bizim daha evvelde kaldığımız tipik bir Mudurnu konağı, giriş katında restoranı üstteki katlarda ise toplam 9 odası var, tüm odalar farklı dekore edilmiş ama karakteristik özellikleri korunmuş, mesela odalardaki tuvaletler Safranboludaki gibi duvarın içinde bir bölmede.



Sıcak kanlı bir aile işletiyor konağı, güleryüzleriyle tüm misafirlerinin rahat etmesi için ellerinden geleni, hatta fazlasını yapıyorlar, misafiri memnun etmenin beklentilerinden fazlasını karşılamak olduğunu da bilerek. Konağa vardığımızda saat 18.00 gibiydi, bize 20:30 gibi restoranda bir gösterileri olacaklarını o yüzden yemeğe bu saatten önce inmemizi önerdiklerinde biraz şaşırsak da söyledikleri vakitte yerimizi aldık.

Açık söylemem gerekirse gösteri denince benim aklıma karagöz hacivat veya halk oyunları gösterisi tadında bir şey geldi oysa gösteri dedikleri Mudurnu'da yaşayan yerli halktan bir grup beyefendinin kendi aralarında oynadıkları geleneksel oyunları bize sundukları bir gösteriymiş.Yaklaşık 7-8 oyun seyrettik, hepsi o kadar sıcak ve samimiydi ki sanki biz onların evlerine misafir olmuşuz onlarda bize tüm hünerlerini sergiliyorlardı. Güneyde 5 yıldızlı tatilköylerinde pahalı kostümler, dekorlar ile hazırlanan animasyonlar bizim o akşam seyrettiğimiz oyunlarla karşılaştırıldığında o kadar vasat kalıyor ki sadece bu oyunları bir kez daha seyretmek için bile en kısa sürede tekrar Keyvanlar konağına gideceğiz.

Sepetçioğlu oyunu

Arı vızz vızz

Folklor denilen şeyin tam anlamıyla ne olduğunu bize gösteren bu beyefendilere ve Keyvanlar konağı işletmecilerine de bir kere de buradan teşekkür etmek isterim.

ÇUBUK GÖLÜ - SÜNNET GÖLÜ - MUDURNU KEYVANLAR KONAĞI



Göynükten Mudurnuya dönerken önce Çubuk gölüne, daha sonra da Sünnet
Gölüne uğradık,Çubuk gölü etrafında vakit geçirebileceğiniz bir yer yok
ama daha evvel gitmediyseniz bu manzara için bence gitmeye değer.



Sünnet Gölü ise oldukça popüler bir mekan dilerseniz göl başında konaklama imkanı da var hatta diskoları bile eksik değil.

Hava kararmaya başladığında biz de o akşam kalacağımız Keyvanlar konağına doğru yola çıktık, Keyvanlar konağı bizim daha evvelde kaldığımız tipik bir Mudurnu konağı, giriş katında restoranı üstteki katlarda ise toplam 9 odası var, tüm odalar farklı dekore edilmiş ama karakteristik özellikleri korunmuş, mesela odalardaki tuvaletler Safranboludaki gibi duvarın içinde bir bölmede.



Sıcak kanlı bir aile işletiyor konağı, güleryüzleriyle tüm misafirlerinin rahat etmesi için ellerinden geleni, hatta fazlasını yapıyorlar, misafiri memnun etmenin beklentilerinden fazlasını karşılamak olduğunu da bilerek. Konağa vardığımızda saat 18.00 gibiydi, bize 20:30 gibi restoranda bir gösterileri olacaklarını o yüzden yemeğe bu saatten önce inmemizi önerdiklerinde biraz şaşırsak da söyledikleri vakitte yerimizi aldık.

Açık söylemem gerekirse gösteri denince benim aklıma karagöz hacivat veya halk oyunları gösterisi tadında bir şey geldi oysa gösteri dedikleri Mudurnu'da yaşayan yerli halktan bir grup beyefendinin kendi aralarında oynadıkları geleneksel oyunları bize sundukları bir gösteriymiş.Yaklaşık 7-8 oyun seyrettik, hepsi o kadar sıcak ve samimiydi ki sanki biz onların evlerine misafir olmuşuz onlarda bize tüm hünerlerini sergiliyorlardı. Güneyde 5 yıldızlı tatilköylerinde pahalı kostümler, dekorlar ile hazırlanan animasyonlar bizim o akşam seyrettiğimiz oyunlarla karşılaştırıldığında o kadar vasat kalıyor ki sadece bu oyunları bir kez daha seyretmek için bile en kısa sürede tekrar Keyvanlar konağına gideceğiz.

Sepetçioğlu oyunu

Arı vızz vızz

Folklor denilen şeyin tam anlamıyla ne olduğunu bize gösteren bu beyefendilere ve Keyvanlar konağı işletmecilerine de bir kere de buradan teşekkür etmek isterim.

6 Ocak 2010 Çarşamba

GÖYNÜK



2010'da ilk yolculuğumuzu daha evvel pek çok kez gittiğimiz Mudurnu'ya yapmaya karar verdik. İlk durağımız kahvaltı için Sapanca çıkışının biraz ilerisindeki Berceste oldu.

Bercestede kahvaltı

Kahvaltıdan sonra yola devam edip Akyazı çıkışından girdikten sonra Mudurnu'ya gelmeden Göynük tabelasından saptık ve bu şirin köye ulaştık.





Gözünüzü yoran çirkin hiç bir yapının bulunmadığı Göynük, saat kulesi ve Akşemseddin türbesiyle meşhur, çok kısa sürede bu ufak köyü tavaf edip tahta kaşıklarımızı aldıktan sonra sıra midemizin sesini dinlemeye geldi ve kendimizi Göynük sofrasında bulduk.



Bu yörede yiyebileceğiniz en güzel yemeklerin başında keşli erişte geliyor, yoğurt kurusu anlamına gelen keş eriştenin üzerinde ceviz parçalarıyla birlikte servis ediliyor, üzerine nefis tereyağını da döktüklerinde ise tadından yenilmiyor.

GÖYNÜK



2010'da ilk yolculuğumuzu daha evvel pek çok kez gittiğimiz Mudurnu'ya yapmaya karar verdik. İlk durağımız kahvaltı için Sapanca çıkışının biraz ilerisindeki Berceste oldu.

Bercestede kahvaltı

Kahvaltıdan sonra yola devam edip Akyazı çıkışından girdikten sonra Mudurnu'ya gelmeden Göynük tabelasından saptık ve bu şirin köye ulaştık.





Gözünüzü yoran çirkin hiç bir yapının bulunmadığı Göynük, saat kulesi ve Akşemseddin türbesiyle meşhur, çok kısa sürede bu ufak köyü tavaf edip tahta kaşıklarımızı aldıktan sonra sıra midemizin sesini dinlemeye geldi ve kendimizi Göynük sofrasında bulduk.



Bu yörede yiyebileceğiniz en güzel yemeklerin başında keşli erişte geliyor, yoğurt kurusu anlamına gelen keş eriştenin üzerinde ceviz parçalarıyla birlikte servis ediliyor, üzerine nefis tereyağını da döktüklerinde ise tadından yenilmiyor.

23 Mart 2009 Pazartesi

KARTALLAR YÜKSEK UÇAR


Geçen haftasonu bu sene ikinci kez Kartalkayada kayak şansımızı değerlendirmeye karar verdik,
iki hafta evvel gittiğimizde kar kalınlığı çok iyi olmamakla beraber çok sağlam rüzgar vardı, nitekim öğleden sonra pistleri de kapatmak zorunda kaldılar.
Bu cumartesi ise hava ve kar kalitesi mükemmel , rüzgar hemen hemen yok denecek kadar azdı. Sabah 5.00 gibi başlayan yolculuğumuzun ilk durağı lezzet dünyası Berceste idi sadece 15 ytlye cok çeşitli lezzetlerden oluşan açık büfe kahvaltımızı tamamladıktan sonra 9.30 gibi Kartalkayaya vardık. Bizim tercihimiz Kartal otel pistleri oldu, yenilenmiş soyunma odası ve artistik kayak kiralayıcı arkadaşlarla minimum sürede işimizi bitirip pistlere çıktık.
Dönüşte yine Bercestede çorbalar içilirken, sportif bir günün ardından bacaklarımızın ağrısını nasıl dindireceğimizi düşünüyorduk ......

Faydalı bilgiler;
- Bu sene skipass ücreti 85 ytl olmuş, kayak kiraları da 45 veya 55 ytl, kayak kıyafeti olmayanlar için kıyafet de kiralanabiliyor
- Biz genelde uçuk konaklama fiyatlarını ödemek istemediğimizden Dama Turun günübirlik turlarına katılıyoruz. Skipass, öglen yemeği ulasım ve dönüşte şarap ikramı dahil üstelik kayak kiralamada nakite %20 indirimleri var sanırım şirketin sahibi de olan Çetin bey yıllardır bu turu düzenliyor her sene artan otobüs sayısına bakılırsa bu konuda bence oldukça da başarılı.

KARTALLAR YÜKSEK UÇAR


Geçen haftasonu bu sene ikinci kez Kartalkayada kayak şansımızı değerlendirmeye karar verdik,
iki hafta evvel gittiğimizde kar kalınlığı çok iyi olmamakla beraber çok sağlam rüzgar vardı, nitekim öğleden sonra pistleri de kapatmak zorunda kaldılar.
Bu cumartesi ise hava ve kar kalitesi mükemmel , rüzgar hemen hemen yok denecek kadar azdı. Sabah 5.00 gibi başlayan yolculuğumuzun ilk durağı lezzet dünyası Berceste idi sadece 15 ytlye cok çeşitli lezzetlerden oluşan açık büfe kahvaltımızı tamamladıktan sonra 9.30 gibi Kartalkayaya vardık. Bizim tercihimiz Kartal otel pistleri oldu, yenilenmiş soyunma odası ve artistik kayak kiralayıcı arkadaşlarla minimum sürede işimizi bitirip pistlere çıktık.
Dönüşte yine Bercestede çorbalar içilirken, sportif bir günün ardından bacaklarımızın ağrısını nasıl dindireceğimizi düşünüyorduk ......

Faydalı bilgiler;
- Bu sene skipass ücreti 85 ytl olmuş, kayak kiraları da 45 veya 55 ytl, kayak kıyafeti olmayanlar için kıyafet de kiralanabiliyor
- Biz genelde uçuk konaklama fiyatlarını ödemek istemediğimizden Dama Turun günübirlik turlarına katılıyoruz. Skipass, öglen yemeği ulasım ve dönüşte şarap ikramı dahil üstelik kayak kiralamada nakite %20 indirimleri var sanırım şirketin sahibi de olan Çetin bey yıllardır bu turu düzenliyor her sene artan otobüs sayısına bakılırsa bu konuda bence oldukça da başarılı.