22 Mayıs 2013 Çarşamba

DEDEAĞAÇ - ALEXANDROUPOLI



Bizim komşu ile aramız zaten hep iyiydi, schengen vizesini nereden alalım diye kara kara
düşünürken bize yardım ettiler ve 1 senelik vize verdiler, maden öyle bizim de görmediğimiz
ada, içmediğimiz uzo kalmasın dedik elimizden geldikçe dolaştık ama en yakınımızdaki
Dedeağaç'a sıra ancak geldi.

Deniz manzaralı balkonumuz
Önce arabamızla mı gitsek diye düşünsek de taksici İbrahim amca sayesinde İstanbul'dan
3 saatte vardığımız sınır kapısı İpsala'dan, 20 dakika'da Astir Egnatia otelimize vardık.

Dublex Maisonette Oda
Astir Egnatia merkeze yürüme mesafesindeki tek 5 yıldızlı otel, otoparkında pek çok 34 plakalı
araç bulunduğundan otelde Türkçe konuşulması oldukça doğal, resepsiyondaki beyefendi
bizi Maisonette odaya upgrade ettiklerini söylediğinde pek bir şey anlamasak da
odaya girdiğimizde farkı anladık. (Rezerv)



İki kattan oluşan odamız deniz manzaralı ve oldukça konforluydu, yemyeşil bahçesinden Dedeağaç merkeze ulaşmak da aşağı yukarı 10 dakika sürüyordu.



İlk akşam çok fazla araştırma yapmadan kıyıdan ulaşabildiğimiz en kolay restauranta geçip
siparişlerimizi verdik, Cuma akşamı çok hareketli olmayan Dedeağaç'ta belki fazla aksiyonlu
değil ama pek lezzetli bir haftasonu geçireceğimiz belliydi.

Dedeağaçta otel mi lazım ?

Sırasıyla Tekir, Kabak kızartma, Roka salatası, Kalamar ve Cacıki

















20 yorum:

Adsız dedi ki...

Merhaba,

Öncelikle çok güzel bir gezi ve gezi yazısı olmuş. Tebrikler.
İpsala'dan geçiş için Taksici İbrahim Amca'ya nasıl ulaşırız? Bilgilerini almamız mümkün olur mu?

Teşekkürler.

Dolce vita dedi ki...

petekatakurt@gmail.com adresine mail atabilirseniz, Ibrahim amcanın telefonunu size mail atabilirim, tesekkurler

Adsız dedi ki...

Merhaba,
Vizemizi değerlendirmek üzere ani bir karar ile dedeağaç'a gitmeye karar verdik cuma karar verdim akşam sizden İbrahim abinin numarası geldi sabaha karsı 8 gibi yolda iken aradım,yolcum var dedi ama ben halledicem dedi,Sınıra yakın bir benzicide buluştuk sınırda arabamızı park ettik öbür yolcuları freeshop alışveri yaparken, bu arada bizi sınırın karşısına geçirdi.İbrahim abiye bütün kapılar açılıyor 15 seneye yakın zamandır hergün geçiş yaptığından çevresi biraz iyi:) Dedeağaçta öğretmen olan oğlu Şenol bizi karşıladı canayakınlığı ile bizi Kalacağımız Alexander beach otele bıraktı oda çok yardımcı oldu dönüştede İbrahim abi çok pratik bir şekilde bizi karşıya geçirdi ve kısa tatilimiz mükemmel geçti ,Bundan sora kesin heryaz gitmeye çalışırım.
Sizede çok teşekkür ederim emeğinize sağlık.

alkan usta dedi ki...

Petek Hn. Merhaba,

Arabamızı hemen İpsala sınır kapısının yanında bıraktık. İnanın çok güvenli bir yer.. Buradan sizden numarasını aldığımız İbrahim Amca bizi sınırdan aldı. Adamı tanımayan yok. Toplam 2 dk. 'da hem Türk hem de yunan sınırından geçtik. Bir merhaba demesi yetiyor sınır görevlilerine Ve fiyat 60 €...

Ufak bir şehir turu attıktan sonra Alexander Beach Otele geldik.. Oteli beach ile filan ilgisi yok. Her yer yosun ve pislik içinde ,zaten kanalizasyon akıyor 10 metre yanında... Havuz desen evlere şenlik 3 kişi girseniz , itfaiye çağırırsınız .. Sıkıştık diye.. Yani ne otelin plajına ne de havuzuna girebildik..

Bizde herkes gibi Hagia Paraskevi plajına gittik. Buraya 2 şekilde gidebilirsiniz.

1) Otelden taksi 15 € civarı tutuyor ( Bu arada otel - şehir merkezi 5,5 €)

2) 1 no'lu otobüs ile ( tam otelin karşı caddesinde bu da 1,5 € ( bileti otobüsten alabilirsiniz)

Plaj olarak Aqra Mare 'de güneşlendik. Burada 1 kola 3€

ama yok ben buralara gidemem diyorsanız hemen otelin yanında Baobab Beach, Municipal Beach var.. ( Bunlarında Menekşe plajından farkı yok :)

Akşam ise gidebilecek o meşhur frappe içilebilecek dolu yer var.. Ben size SOHO yu tavsiye ederim.. Fiyatlar oldukça makul… Akşam 10 ‘da sonra ise kesinlikle .THEMA ( Cadde’de Milleium Bank ‘ın yanında ) ya da cadde nin karşısında Elemento 41…

Akşam yemeklerine gelince Nisiotiko yerine Deniz kenarındaki balık lokantalarına gittik.. Fiyatlar daha makul 3 kişi full yemek her şe var. 40-50 € para verdik

sgt.pepper dedi ki...

Merhaba

Yazınızı keyifle okudum, teşekkürü ederim. Gelecek ay benzer bit seyahatim olacak. Ibrahim amcanın telefon numarasını paylaşmanız mümkün mü acaba?

Teşekkürler

Dolce vita dedi ki...

tesekkurler, petekatakurt@gmail.com adresine mail atmanızı rica ederim

Adsız dedi ki...

Petek Hanım sagolsun taksici İbrahim amcayı aradık. Arabamızı ispala sınır kapısındaki bedava otoparka koyduk. İbrahim amca yerine aceleci bir başka abi geldi ama bu acelesi çok işimize yaradı çünkü hem gidişte hem dönüşte Abi'mizin sınırdaki tanıdıkları sayesinde sıra beklemedik. Otel olarak çok son dakika olduğundan mıdır bilinmez fazla seçenek olmadığından Athina apart otelde kaldık. Direk merkezde çok basic bir apart. Özellikle 3-4 kişi iseniz çok iyi bir secenek olabilir. İlk gün hiç plaj araştırması yapmadığımızdan tamamen spontone Makri'ye gittik. Sehrin içindeki kiosklardan bilet alabilir ve hangi durağı kullanacağınızı sorabilirsiniz. Çoğu kişi turk olduğumuzu anlayıp yardım etmeye çalışıyor zaten ee hani bunlar bize düşmandı demeyin :) Tamamen spontone Makri maceramız yine tamamen tesadüf benim Makri tabelasını görüp düğmeye basmamla son buldu. Yoldan denize doğru biraz yürüyüp bir beache geldik. Oldukça memnun kaldık. Sezlonglar ücretsiz ama birşeyler yiyip içmelisiniz. 3 kişi 3 club sandwich 4 bira 3 frappe 32 Euro.

Akşam yemeği için bütün Türkler gibi Nisiotikoya gittik. Yemekler gerçekten çok başarılı. 3 kişi 45€ filan verdik ama bence deniz kenarındaki yerler de iyidir bir sonraki sefere oralar denenmeli !

Gece biz 30 lu yaşların başlarında 3 genç artık club havamız olmadığından güzel laika çalan live music mekanı sordum resepsiyondaki genç bayana. Sahilin arkasındaki ana caddede bulunan üzerinde kocaman "Mall " yazan cafenin içinden girilen yere girdik. İstanbuldaki Keops nispet filan gibi yerlere benzeyiyor içerisi sırf Yunan giriş 5€. Yaklaşıp 15 kadar sarkıcı çıkıp enfes şarkılar okudular. Şarkılara dair hiçbirşey anlamadan omyorgunlukla 1 saat diye girdiğimiz mekanda 3 saat kaldık. Bizim gibi Yunan müziği sevenlere tavsiyemdir.

Ertesi gün plaj için Makri iyi fikir olmasına rağmen vakit kaybetmemek için gitmedik. Yine hiç araştırmadan sahilden kuzeye doğrunyürüyünce gördüğümüz plajlara daldık.

Bir dahaki gidişimiz için bir kaç plaj araştırması yapsak iyi olur. Tavsiyelere açığım :)

Sonuç olarak dedeağaç haftasonunu iyi değerlendirebileceğiniz gayet güzel bir durak. Tabi aradığınız deniz ,güzel yemek ve biraz eğlenceden fazlası değilse ;)

yunus çelebi dedi ki...

Merhabalar petek hanim yaziniz icin tesekkurler hafta sonu sinir kapisindan dedeagaca gecmeyi dusunuyoruz ibrahim amcanin telefonunu alabilirsek cok memnun oluruz.

yunus çelebi dedi ki...

Merhabalar petek hanim bilgileriniz icin tesekkurler.sinir kapisindan dedeagaca taksiyle gecmeyi dusunuyoruz yukarida verdiginiz adrese mail attim ibrahim amcanin numarasini almamiz uygun mudur?

Adsız dedi ki...

Merhaba,Dedeağaç'a gitmek istiyorduk.Tam zamanında bulduk blogunuzu, çok yararlı oldu,özellikle taksi konusunda. Dedeağaç'ta günübirlik neler yapabiliriz,önerileriniz olabilir mi?

Aylak Adam dedi ki...

Dedeağaç'a gitmeden önce yazıyı okumuş olmanın faydasını çokça gördük. Rehber niteliğinde. Teşekkürler...

Adsız dedi ki...

Sevgili Petek Hanım,

29.08.2013 Perşembe akşamı sayenizde tatilimizi yapabildik, çok çok teşekkür ediyoruz. Planımız arabayla hududu geçip Tasos'a gitmekti.Ancak İpsala'ya da 5-6 km daha kala acaip bir konvoyla karşılaştık: Almanya'ya dönüş trafiğine denk gelmiştik ve ortalama hududu geçmek için bekleme süresi 12-16 saatti. İstanbul'dan yola çıkarken bunun haberini almıştık ve bir yandan arabada giderken bir yandan da sizin blogunuza ulaştık ve size mail attık. nerdeyse dakikalar içinde yanıtladınız. Gerçekten ne kadar teşekkür etsek azdır. İpsala yakınında durumu görünce hemen telefona sarılıp İbrahim Bey'i aradık. Yan yolu kullanarak İpsala'ya ulaştık, rabamızı oraya park edip, taksiyle sınır kapısına geldik ve yayan olarak sınırı geçtik. İbrahim Bey bize bir arkadaşını yönlendirdi , sınır kapısından bizi alarak Aleksondropolis'e kadar getirdi. Oradan da araba kiralayarak devam ettik. Sınır kapısındaki araba kuyruğunu anlatmak imkansız. Kuyruğa girenler perişan oldular. Buradan çıkacak hisse: 1- Ağustos son hafta sonu yurt dışına dönüşler olması nedeniyle bu konvoylar hep oluyormuş, seyahati ona göre planlamalı 2- Türk Yunan sınırında Meriç Nehri üzerindeki köprüden yaya geçmesi yasak bu nedenle mesafe kısa bile olsa mutlaka araç ile geçilmesi gerekiyor. 3- Bu blog hayatımızı ve tatilimizi kurtardı: Binlerce teşekkür

Adsız dedi ki...

Çok teşekkürler Petek Hanım,blogunuz sayesinde çok güzel bir iki gün geçirdik.
Biz de 30 Ağustos sabaha karşı yola çıktık İstanbul'dan.İki gün önce sizden aldığımız İbrahim amcanın telefonunu arayıp varacağımız günü ve saati söyledik. O da Tekirdağ'a gelince onu aramamızı söyledi. Dediği gibi yaptık. Bize arabamızı İpsala'da bırakıp hudut kapısına taksiyle gelmemizi çok kalabalık olduğunu söyledi. Böylelikle İbrahim amca iki günlük tatilimizi gurbetçilerimizin dönüş kuyruğunda geçirmemizi sağladı.Taksi ücreti gidiş 30 tl dönüş 25 tl. Kapıdan da İbrahim amcanın gönderdiği taksiyle(ücret 60 euro) kolayca geçiş yaparak Dedeağaç'a geldik.Dedeağaç'ta biraz turladıktan sonra Kavala'ya gitmeye karar verdik.Sık sık yolcu otobüsleri vardı ve iki saatte(ücret 14,90 euro)Kavala'ya gidiyorlardı. Arabada kiralanabilirmiş 50 euro civarı sanırım. .Orada da fazla araştırma yapmadan ilk denk geldiğimiz merkezdeki Oceanis hotelde( oda+ kahvaltı 120 euro) kaldık. Ertesi günü ise aynı yolları izleyerek İstanbul'a döndük.Kavala'nın sahilindeki lokantalardaki ücretleri liraya çevirince pahalı geldi. Örneğin kültür çiprasının kilosu 70 euro,karidesli makarna 10 euro. Bizde ara sokaklara daldık ve bir köfteci bulduk. Beş köfte dört cola bir bira 18 euro verdik.Cafelerdeki içecekler ise 1,50-2,00-3,00 civarında. Türk kahvesi 1,20 euro, yanındada koca bardak su.Dedeağaç'taki fiyatlarda böyleydi. Taşoz adasına ise Keramoti'den sık sık seferler varmış ve yakınmış.Keromati ise Kavala' ya gelmeden önceymiş. Taşoz'a Kavala'dan da karşılıklı seferler var ama daha seyrek ve 1,20 dk sürüyormuş.Orada konuştuktuklarımız Taşoza arabayla gidilmenin daha kolay olacağını söylediler. Bu arada Türkçe bilene rastlamadık iki yerde de. İngilizceyle hallettik sorularımızı.Hiç ingilizce tabela yoktu.Dükkanlar sabah açılıp kapanıyor saat 18 e kadar. Kavala çok güzel ve büyük bir şehir.İnsanlar modern ve kibardı. Özlediğimiz bir görüntüydü. Blogunuzun takipçisi olacağım .Teşekkürler:)

Adsız dedi ki...

Merhaba !
Taksici İbrahim beye nasıl ulaşabiliriz? Telefonu varmı ?

Dolce vita dedi ki...

Merhaba, petekatakurt@gmail.com adresine mail atmanızı rica ederim.

Emrah dedi ki...

Merhaba,

Vize dışında geçişte herhangi bir sigorta ya da geçiş harcı ödememiz gerekiyor mu acaba ?

Yani sınırda beklememek adına önceden yapılabileceklerimiz nelerdir.

Sevgi ile kalın :)

Sedef dedi ki...

Merhabalar,

Kurban Bayramı'nda anneannemin doğup büyüdüğü yerleri görmek için günübirlik Yunanistan'ın Dimetoka ilçesine gitmeye karar verdik.
Kendi arabamızla çıkış yapmak günübirlik bir seyahat için masraflı olacağından Türkiye ya da Yunanistan sınırından araç kiralamayı planlıyorduk.
İnternette araç kiralama için araştırma yaparken Petek Hanım'ın yazısına rastladım ve kendisinden İbrahim Bey'in telefon numarasını aldım.
İbrahim Beyle aynen burada anlatıldığı gibi İpsala Sınır Kapısı'nda buluştuk. Hiç sıra beklemeden Yunanistan'a giriş yaptık.
Gitmek istediğimiz köyün adını verdik, kendisi gümrük kapısından başlayarak yol tarifi aldı ve bizi direkt gideceğimiz adrese ulaştırdı.
Köye vardığımızda da köyün yaşlıları ile buluştuk ve rahmetli büyüklerimizin adlarını söylerek ortak tanıdıklarımıza ulaşmaya çalıştık, sohbet ettik.
Dönüş yolunda da Soufli'den geçerken yolda dikkatimizi çeken İpek Müzesi'ni de dolaştık.
Sonrasında İbrahim Bey bizi Dedeağaç'da bildiği bir balık restaurantına bıraktı, sözleştiğimiz saatte de gelip bizi tekrar İpsala Sınır Kapısı'ndaki arabamıza kadar bıraktı.
İbrahim Bey bayram tatili nedeniyle oldukça yoğundu, telefonu durmak bilmedi. Ancak bizimle geçirdiği süre boyunca kesinlikle bize herhangi bir zaman baskısı hissettirmedi.
Dilediğimiz yerde istediğimiz kadar vakit harcamamıza fırsat verdi.
Dolayısıyla Dedeağaç, Dimetoka, Kavala bölgelerine seyahat edeceklere kesinlikle İbrahim Beyle gitmelerini tavsiye ederim.
Petek Hanım'a da paylaşımları ve hızlı dönüşü için ayrıca teşekkür ederim.

Sedef

murat karakale dedi ki...

Merhaba gezi yazınızı okuduktan sonra astir hotele rezervasyon yaptırdım.Bu hafta sonu gideceğiz İpsala'dan geçiş için Taksici İbrahim amcanın tel nosunu rica edebilirmiyim.

Yardımlarınız için şimdiden teşekkür ederim...

Dolce vita dedi ki...

Murat bey merhaba,
petekatakurt@gmail.com adresine mailinizi gonderirseniz, size hemen geri donus yapabilirim. Tesekkurler

Adsız dedi ki...

Merhaba Petek Hanım,
değerli bilgileriniz ve sorularımıza acilen cevap verdiğiniz için çok çok teşekkürler.
Biz Dedeağaç a haftasonu için gittik. Aynen biz de taksici İbrahim Bey ile hem gidiş hem dönüşte buluştuk. Valla süper hizmet. Biz Alexander Beach Hotel'e gittik. Çok güzel, yenilenmiş, hizmeti çok iyi olan bir otel, gayet memnun kaldık. Merkezden 5-6 km. uzakta. Taxi ile 6 euro'ya gidiyorsunuz. İlk gün Aya Yorgi plajına gittik, gayet güzel, temiz bir deniz, derin değil ve kum. Düzgün bir tesis. Yediğiniz içtiğinizi ödüyorsunuz. O gün tüm gün çeşitli içecek aldık, yiyecek olarak yalnızca bolca kalamar ve patates kızartma yedik. Kişi başı 12 euro gibi ödedik.
Plaja otelden taksi 11 euro tuttu. Süremiz çok kısa olduğundan ve plajda vakit geçirmek istediğimizden Dedeağaç'ın merkezi hakkında çok birşey yazamayacağım ama sempatik bir kent. Sahildeki fenerin sağ tarafı araba girişsiz yürüyüş yolu ve birçok sempatik lokanta buraya sıralanmış. Biz Mikonos'ta yedik ve yediklerimizin hepsinden çok memnun kaldık.
Pazar günü Agio Pireskevi tarafındaki plajları görelim dedik. Burası biraz daha uzak ve taksi 16 euro tuttu. Giderken çok şirin bir köyden geçiliyor ama biz arabalı olmadığımızdan orada bir mola veremedik. Sahilde sırayla birçok tesis vardı. Deniz yine temiz ve güzeldi.
Biz arkadaşlarımızdan duyduğumuz, en sondaki Ammo Ammo plajını seçtik. Şezlonglar rahat, herşey güzeldi. Ve mutfağı mükemmel. Çok lezzetli, garnitürlü bir levrek, salata, peynir, değişik bir patates mezesi ve biralar için adam başı (burası en pahalısıydı) 22 euro ödedik. Bilginiz olsun diye fiyatları yazdım. Ama zaten biz Türklerin orada, adamların yanında "aaa ne ucuz" nidaları sonucunda fiyatları arttırmaya başlamışlar (oralı birinin verdiği bilgi).
Neyse, en azından şimdilik makul fiyatlara tertemiz plajlarda denize girip, yemyeşil çevreyi görüp güzel bir otelde kalabiliyorsunuz. Dedeağaç'ı sevdik, yakınlığı dolayısıyla sıkça gidebilme imkanı var. Seyahat listemizde yerini aldı. Herkese gönlünce güzel yolculuklar dileriz. Ezay (Istanbul, 29 hazirah 2014)