izmir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
izmir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ekim 2009 Perşembe

WINDSURF - ALAÇATI



Alaçatı'ya gidince windsurf yapmayı denemeden olmaz diye düşündük ve ilk denememizi geçen sene adını maalesef hatırlayamadığım bir surf okulu ile yaptık. Ağustos'un ilk haftasıydı ve bizimle hiç ilgilenmeyen üstüne üstlük ciddi para verdiğimiz ukala surf hocası bizi bu spordan soğutmaya yetmedi, ikinci denememizde önceden araştırma yapıp bu sefer Mistral surf okulunda şansımızı denedik ve çok memnun kaldık, özellikle Ersan hocaya tekrar teşekkür etmek istiyorum.

Bu sene Eylül'e denk gelen Alaçatı ziyaretimizde maalesef hava muhalefeti nedeniyle sadece tek bir gün surf yapabildik ve yine Ersan hocadan ders aldık. Bence surf board'un üzerinde durabilen herkesin yapabileceği çok güzel bir spor, tek başınıza öğrenebilme durumunuz benim gördüğüm kadarıyla pek yok ama iyi bir hocadan aldığınız 4-5 dersden sonra tek başınıza geliştirebileceğiniz, eğlenceli bir aktivite

WINDSURF - ALAÇATI



Alaçatı'ya gidince windsurf yapmayı denemeden olmaz diye düşündük ve ilk denememizi geçen sene adını maalesef hatırlayamadığım bir surf okulu ile yaptık. Ağustos'un ilk haftasıydı ve bizimle hiç ilgilenmeyen üstüne üstlük ciddi para verdiğimiz ukala surf hocası bizi bu spordan soğutmaya yetmedi, ikinci denememizde önceden araştırma yapıp bu sefer Mistral surf okulunda şansımızı denedik ve çok memnun kaldık, özellikle Ersan hocaya tekrar teşekkür etmek istiyorum.

Bu sene Eylül'e denk gelen Alaçatı ziyaretimizde maalesef hava muhalefeti nedeniyle sadece tek bir gün surf yapabildik ve yine Ersan hocadan ders aldık. Bence surf board'un üzerinde durabilen herkesin yapabileceği çok güzel bir spor, tek başınıza öğrenebilme durumunuz benim gördüğüm kadarıyla pek yok ama iyi bir hocadan aldığınız 4-5 dersden sonra tek başınıza geliştirebileceğiniz, eğlenceli bir aktivite

1 Ekim 2009 Perşembe

No: 15 - ILICA



Ilıcada bir başka güzel mekan No:15, farkettiğiniz gibi biz Alaçatıda kalmış olmamıza rağmen genelde etrafında dolaştık.



Alaçatının çılgın eğlencesi yerine deniz kenarında bir iki bardak bir şey içip güzel bir müzik eşliğinde sakin sakin oturmak isterseniz gitmeniz gereken mekan Ilıca sahilinde No:15

No: 15 - ILICA



Ilıcada bir başka güzel mekan No:15, farkettiğiniz gibi biz Alaçatıda kalmış olmamıza rağmen genelde etrafında dolaştık.



Alaçatının çılgın eğlencesi yerine deniz kenarında bir iki bardak bir şey içip güzel bir müzik eşliğinde sakin sakin oturmak isterseniz gitmeniz gereken mekan Ilıca sahilinde No:15

30 Eylül 2009 Çarşamba

ILICA DOST PİDE SALONU

Çeşme'de akşam vakti gelince, midemizde ziller de çalmaya başlayınca, severek izlediğimiz, saygıyla dinlediğimiz Sayın Vedat Milor'un yıldızlara boğduğu bir
pideci olan Dost pideye gitmeye karar verdik.

Çok isabetli bir karar olduğunu da yemek sonunda anladık, hatta son akşamda burada yedik. Sırasıyla Dost döner tabağı, kıymalı pide,karışık pizzasını ve salatalarını denediğimiz hem çok lezzetli hem de hesaplı olan bu güzel mekanın müdavimi olduk.



Nefisss

Bu postun sonunu süsleyen bu plastik taslara gelince, her işletme çok temiz olduğunu iddia eder aslına bakılırsa bunun tersini düşünmek de hem iştah kapatır hem de yemekten soğutur ama düşünmekle aksiyona geçmek arasında fark vardır. Sizi bilmem ama bizim evde her yerin bezi ayrıdır çünkü mutfak tezgahını sildiğiniz bezle banyo tezgahını silemezsiniz, cam bezi ile bulaşık yıkamayacağınız gibi. Dost pide salonu her yüzeye farklı bez kullandığını tüm müşterilerinin görebileceği şekilde göstermiş benim çok hoşuma gitti, keşke her yemek yediğimiz yerde bu üç tası görebilsek.

ILICA DOST PİDE SALONU

Çeşme'de akşam vakti gelince, midemizde ziller de çalmaya başlayınca, severek izlediğimiz, saygıyla dinlediğimiz Sayın Vedat Milor'un yıldızlara boğduğu bir
pideci olan Dost pideye gitmeye karar verdik.

Çok isabetli bir karar olduğunu da yemek sonunda anladık, hatta son akşamda burada yedik. Sırasıyla Dost döner tabağı, kıymalı pide,karışık pizzasını ve salatalarını denediğimiz hem çok lezzetli hem de hesaplı olan bu güzel mekanın müdavimi olduk.



Nefisss

Bu postun sonunu süsleyen bu plastik taslara gelince, her işletme çok temiz olduğunu iddia eder aslına bakılırsa bunun tersini düşünmek de hem iştah kapatır hem de yemekten soğutur ama düşünmekle aksiyona geçmek arasında fark vardır. Sizi bilmem ama bizim evde her yerin bezi ayrıdır çünkü mutfak tezgahını sildiğiniz bezle banyo tezgahını silemezsiniz, cam bezi ile bulaşık yıkamayacağınız gibi. Dost pide salonu her yüzeye farklı bez kullandığını tüm müşterilerinin görebileceği şekilde göstermiş benim çok hoşuma gitti, keşke her yemek yediğimiz yerde bu üç tası görebilsek.

28 Eylül 2009 Pazartesi

KARABURUN



Eğer uçak biletinizi bizim gibi 9 ay önce aldıysanız, Eylülün en yağışlı haftasonu 3 günlük tatilinize denk gelebiliyor ama yine de sadece 50 ytl gidiş dönüş uçak ücreti ödemeniz acınızı oldukçe hafifletiyor.

Hem ramazan bitmeden, bayram telaşı başlamadan Çeşme'nin tadını çıkardık hem de ukala surf hocalarının yüksek sezondaki tafrasını çekmeden kişiye özel ders alabildik. (Hoş hava sadece tek bir gün surf yapmaya uygundu ama bu konu ayrı bir yazı konusu)

Gelelim Karaburun'a, sabah uyandığımızda gördüğümüz koyu renkli bulutlar o gün denizin tadını çıkaramayacağımızı çok net belli ediyordu, biz de atladık arabaya düştük yollara.

Açıkçası biz Karaburun'un otoban çıkışından sonra yaklaşık 1 saat kadar içerde olduğunu bilmiyorduk bu vesile ile onu da öğrendik. Önce tepedeki orman manzaralı kahvede türk kahvelerimizi içtik.



Sonra sahile doğru yol aldık, Karaburunda deniz çok güzel gözüküyordu muhtemelen bizim görmediğimiz pek çok güzel koyu da var.Kısa bir sahil turu sonucu aç olmamamıza rağmen güzel kokulara yenildik ve bu sene yediğim en taze kalamarı ve midye tavayı çok lezzetli çıtır çıtır yeşil salata eşliğinde sildik süpürdük.



Keyifli yemeğimiz esnasında Karaburun'da beni en çok etkileyen şeyin huzur ve sessizlik olduğunu düşündüm, sessizliği bozan yengeç avcısı çocuklar ve masamızın altındaki 8 kedi ve bir dünya güzeli köpek ise bu şirin sahil kasabasının tadını en fazla çıkaranlardı.

Yengeç avlayan çocuklar

Karaburun'un kedileri köpekleri

KARABURUN



Eğer uçak biletinizi bizim gibi 9 ay önce aldıysanız, Eylülün en yağışlı haftasonu 3 günlük tatilinize denk gelebiliyor ama yine de sadece 50 ytl gidiş dönüş uçak ücreti ödemeniz acınızı oldukçe hafifletiyor.

Hem ramazan bitmeden, bayram telaşı başlamadan Çeşme'nin tadını çıkardık hem de ukala surf hocalarının yüksek sezondaki tafrasını çekmeden kişiye özel ders alabildik. (Hoş hava sadece tek bir gün surf yapmaya uygundu ama bu konu ayrı bir yazı konusu)

Gelelim Karaburun'a, sabah uyandığımızda gördüğümüz koyu renkli bulutlar o gün denizin tadını çıkaramayacağımızı çok net belli ediyordu, biz de atladık arabaya düştük yollara.

Açıkçası biz Karaburun'un otoban çıkışından sonra yaklaşık 1 saat kadar içerde olduğunu bilmiyorduk bu vesile ile onu da öğrendik. Önce tepedeki orman manzaralı kahvede türk kahvelerimizi içtik.



Sonra sahile doğru yol aldık, Karaburunda deniz çok güzel gözüküyordu muhtemelen bizim görmediğimiz pek çok güzel koyu da var.Kısa bir sahil turu sonucu aç olmamamıza rağmen güzel kokulara yenildik ve bu sene yediğim en taze kalamarı ve midye tavayı çok lezzetli çıtır çıtır yeşil salata eşliğinde sildik süpürdük.



Keyifli yemeğimiz esnasında Karaburun'da beni en çok etkileyen şeyin huzur ve sessizlik olduğunu düşündüm, sessizliği bozan yengeç avcısı çocuklar ve masamızın altındaki 8 kedi ve bir dünya güzeli köpek ise bu şirin sahil kasabasının tadını en fazla çıkaranlardı.

Yengeç avlayan çocuklar

Karaburun'un kedileri köpekleri