doğal güzellik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğal güzellik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mart 2011 Perşembe

ROUTE 1 / PFEIFER BEACH - BIG SUR



Saat nerdeyse 16.00 olmak üzereydi, bizim yaklaşık 3 saatlik yolumuz ve
hala yol üzerinde durmak istediğimiz bir iki nokta vardı. Big Sur'a doğru
tırmanmaya başladığımızda sis de oldukça yoğunlaşmıştı.



Daha evvel bu rotayı tercih etmiş tecrübeli gezginlerden Post Ranch Inn'e
mutlaka uğramamız hatta bir şeyler de içmemiz tavsiyesini almıştık.
Ormanın içinde tamamen doğal malzemelerle inşaa edilmiş bu pahalı
otel'in yanındaki dar bir patikadan merdivenlerle restoranına ulaşıyorsunuz
ve nefes kesici okyanus manzarasıyla karşılaşıyorsunuz.



Maalesef biz vardığımızda sadece çok yoğun bir sis tabakası göründüğünden,
bir dahaki sefere bu güzel restoranda daha fazla vakit geçirmek ümidiyle
tekrar yollara düştük.



Güneşin batışı ve olumsuz hava şartları nedeniyle yol üzerinde uğradığımız
son nokta ise Pfeifer Beach oldu, Kaliforniya'daki en güzel plajlardan biri
olan bu plaj anayola 5 kmlik mesafede.



Biz giderken neredeyse herkes dönüşe geçmiş ve plaja ulaştığımızda da
hiç kimse kalmamıştı, sisten önümüzü zor gördüğümüz bir yolda
ilerlerken bu kadar gayrete değer bir yer çıkmasını diliyordum.



Maalesef benim umduğum kadar etkileyici bir plaj olmasa da güneşli
bir Temmuz günü gidilseydi eminim farklı izlenimlerle ayrılabilirdik.



Akşam 21:00 gibi Santa Barbaraya vardığımızda yaklaşık 400 km yapmış ve bu
seyahatteki en yorucu günü bitirmiştik.

ROUTE 1 / PFEIFER BEACH - BIG SUR



Saat nerdeyse 16.00 olmak üzereydi, bizim yaklaşık 3 saatlik yolumuz ve
hala yol üzerinde durmak istediğimiz bir iki nokta vardı. Big Sur'a doğru
tırmanmaya başladığımızda sis de oldukça yoğunlaşmıştı.



Daha evvel bu rotayı tercih etmiş tecrübeli gezginlerden Post Ranch Inn'e
mutlaka uğramamız hatta bir şeyler de içmemiz tavsiyesini almıştık.
Ormanın içinde tamamen doğal malzemelerle inşaa edilmiş bu pahalı
otel'in yanındaki dar bir patikadan merdivenlerle restoranına ulaşıyorsunuz
ve nefes kesici okyanus manzarasıyla karşılaşıyorsunuz.



Maalesef biz vardığımızda sadece çok yoğun bir sis tabakası göründüğünden,
bir dahaki sefere bu güzel restoranda daha fazla vakit geçirmek ümidiyle
tekrar yollara düştük.



Güneşin batışı ve olumsuz hava şartları nedeniyle yol üzerinde uğradığımız
son nokta ise Pfeifer Beach oldu, Kaliforniya'daki en güzel plajlardan biri
olan bu plaj anayola 5 kmlik mesafede.



Biz giderken neredeyse herkes dönüşe geçmiş ve plaja ulaştığımızda da
hiç kimse kalmamıştı, sisten önümüzü zor gördüğümüz bir yolda
ilerlerken bu kadar gayrete değer bir yer çıkmasını diliyordum.



Maalesef benim umduğum kadar etkileyici bir plaj olmasa da güneşli
bir Temmuz günü gidilseydi eminim farklı izlenimlerle ayrılabilirdik.



Akşam 21:00 gibi Santa Barbaraya vardığımızda yaklaşık 400 km yapmış ve bu
seyahatteki en yorucu günü bitirmiştik.

ROUTE 1 / POINT LOBOS STATE RESERVE



Point Lobos Carmel'den Big Sur'a doğru devam ederken
yolunuzun üstünde yine değişik noktalarda durup fotoğraf çekebileceğiniz
bir milli park daha doğrusu koruma altına alınmış bir bölge, bizim
vaktimiz çok olmadığından sadece fotoğraf çektik, yürümek isteyen
veya tırmanmak isteyen sporcular için çok güzel ve farklı rotaları da var.



Bu bölge okyanus ile karanın buluştuğu sakin ve nadir noktalardan bu
yüzden de koruma altında çünkü dünya güzeli deniz aslanlarının dinlenmek
ve üremek için böyle sakin yerlere ihtiyaçları var.



Sakin kelimesi sizi yanıltmasın, zaman zaman Route 1 kıyısındaki diğer
bölgelere göre daha sakin diyebiliriz.



Enteresan olan da bütün bu mekanları (4 yazı çıktı sanırım) tam
bundan 4 ay evvel 17 Kasım'da görmüş olmamız, şimdi düşündüğümde
ne kadar yorucu bir gün olduğunu daha iyi anlıyorum.



Biz Lobos'dan ayrılırken inmeye başlayan sis yolumuzun geri kalan kısmının
bu kadar rahat geçmeyeceğinin habercisiydi sanki ...

ROUTE 1 / POINT LOBOS STATE RESERVE



Point Lobos Carmel'den Big Sur'a doğru devam ederken
yolunuzun üstünde yine değişik noktalarda durup fotoğraf çekebileceğiniz
bir milli park daha doğrusu koruma altına alınmış bir bölge, bizim
vaktimiz çok olmadığından sadece fotoğraf çektik, yürümek isteyen
veya tırmanmak isteyen sporcular için çok güzel ve farklı rotaları da var.



Bu bölge okyanus ile karanın buluştuğu sakin ve nadir noktalardan bu
yüzden de koruma altında çünkü dünya güzeli deniz aslanlarının dinlenmek
ve üremek için böyle sakin yerlere ihtiyaçları var.



Sakin kelimesi sizi yanıltmasın, zaman zaman Route 1 kıyısındaki diğer
bölgelere göre daha sakin diyebiliriz.



Enteresan olan da bütün bu mekanları (4 yazı çıktı sanırım) tam
bundan 4 ay evvel 17 Kasım'da görmüş olmamız, şimdi düşündüğümde
ne kadar yorucu bir gün olduğunu daha iyi anlıyorum.



Biz Lobos'dan ayrılırken inmeye başlayan sis yolumuzun geri kalan kısmının
bu kadar rahat geçmeyeceğinin habercisiydi sanki ...

11 Mart 2011 Cuma

ROUTE 1 - PEBBLE BEACH 17 MILE DRIVE



17 mile drive Pasifik kıyısından gidip size ayrılan noktalarda çok güzel
manzara fotoğrafı çekebileceğiniz ve Carmel'de sona eren yaklaşık 9,6 mil
yani 15,4 km'lik bir parkur ve milli park.



Bazı noktalarda hırçın okyanusu ve dövdüğü sahilleri, bazı noktalarda
ise sakin ve huzurlu kumsalları seyredebiliyorsunuz, isterseniz yol
üzerindeki lüks otellerde konaklayabilir, sosyeteyle birlikte pek enteresan
bu doğal golf sahasında golf de oynayabilirsiniz.

Teşekkürler Hertz

Biz aslanlarla biraz fazla vakit geçirdiğimizden ve Santa Barbara'ya
en az 4 saat daha yolumuz olduğundan bu milli parkı hızlı geçip hoşumuza
giden yerlerde durup fotoğraf çektik.





Bence en ilginç nokta aşağıda resmini gördüğünüz tek başına bir kayalığın
üstünde yıllardır ayakta kalmış olan Cypress ağacı bu yüzden de adı The Lone
Cypress.





Biz turumuzu tamamlayıp Carmel'e girdiğimizde saat 14:00'ye yaklaşmış
ve maalesef en güzel sahil kıyısı olan Big Sur taraflarına geçtiğimizde
havanın kararacağı kesinleşmişti.

ROUTE 1 - PEBBLE BEACH 17 MILE DRIVE



17 mile drive Pasifik kıyısından gidip size ayrılan noktalarda çok güzel
manzara fotoğrafı çekebileceğiniz ve Carmel'de sona eren yaklaşık 9,6 mil
yani 15,4 km'lik bir parkur ve milli park.



Bazı noktalarda hırçın okyanusu ve dövdüğü sahilleri, bazı noktalarda
ise sakin ve huzurlu kumsalları seyredebiliyorsunuz, isterseniz yol
üzerindeki lüks otellerde konaklayabilir, sosyeteyle birlikte pek enteresan
bu doğal golf sahasında golf de oynayabilirsiniz.

Teşekkürler Hertz

Biz aslanlarla biraz fazla vakit geçirdiğimizden ve Santa Barbara'ya
en az 4 saat daha yolumuz olduğundan bu milli parkı hızlı geçip hoşumuza
giden yerlerde durup fotoğraf çektik.





Bence en ilginç nokta aşağıda resmini gördüğünüz tek başına bir kayalığın
üstünde yıllardır ayakta kalmış olan Cypress ağacı bu yüzden de adı The Lone
Cypress.





Biz turumuzu tamamlayıp Carmel'e girdiğimizde saat 14:00'ye yaklaşmış
ve maalesef en güzel sahil kıyısı olan Big Sur taraflarına geçtiğimizde
havanın kararacağı kesinleşmişti.

15 Şubat 2011 Salı

SAN FRANCISCO - MOIR WOODS



Araya giren kısa bir Bahreyn seyahati sonucu yine yurda geri döndüm
ve kaldığım yerdem devam ediyorum :)

San Francisco'daki son günümüze yine pek çok şeyi sıkıştırmayı başarmıs
ilk olarak Moir Woods diye bilinen dev ağaçlardan oluşan milli parka ve
ardından da biletini önceden aldığımız Alcatzar adası turuna gitmeye karar
vermiştik.

Yavaş yavaş Amerika saatine alışan bünye uyanmak da eskisi kadar başarılı
olamayınca biz ancak 10:00 gibi çıkabildik yola. Yolumuzun üstünde San
Francisco'nun sembolü haline gelmiş Golden Gate köprüsü de vardı.



Daha evvel hem köprü girişinde hem de çıkışında çeşitli kompozisyonlarda,
fotoğraf çektirdiğimizden köprüyü hızla geçip Moir Woods tabelalarını
takip ederek orman yolundan yaklaşık 45 dakika sonra parka girebildik.



Moir Woods Amerika'daki diğer tüm milli parklar gibi tertemiz, çok güzel
korunmuş şehre yakınlığı nedeniyle de spor yapmak için gelen ziyaretçisinin
de bol olduğu bir mekan.

Çeşitli uzunlukta turları rehber eşliğinde alıp, gördüğünüz tüm ağaçlar
hakkında ayrıntılı bilgi alabilir ya da bizim gibi kısıtlı bir vakitte
yürüyerek ufak bir tur atabilirsiniz.



Bazen gökyüzünü bile göremediğiniz sıklıkta ve uzunluktaki bu ağaçlar
aslında yine bana insanoğlu olarak doğaya karşı ne kadar aciz olduğumuzu
hatırlattı. Biz bu güzel parka maalesef sadece 1 saat ayırabildik keşke
daha fazla vaktimiz olsaydı.







Bu dev ağaçlar arasında ne kadar ufak kaldığımızın resmidir