Konaklama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Konaklama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Haziran 2015 Pazartesi

ROMA OTEL ALTERNATİFLERİ



Roma duygusal olarak bağlandığım, bazen 5 saat  bile olsa iş veya başka seyahatler
için bize durak noktası olan, her gidişim de telaşa mahal vermeden keyifle gezdiğim
ve sokaklarında kaybolmaktan en hoşlandığım şehirdir.

Daha önce genel bilgi ve mekanlar hakkında uzun yazılar yazmışım ama 2010
yılında yazılan o postların üzerine 3 kere daha gitmişiz, bu yüzden bir kaç ekleme
yapmanın bence tam zamanı.

Hotel Locarno
Roma'da konaklama, gittiğiniz mevsime göre oldukça pahalı ve kalacağınız
bölgeye göre zorlu olabiliyor, merkezden uzaklaştıkça daha konforlu oteller
bulabilirken, merkeze yakın alternatiflerden makul fiyatlı ve konforlu olanı
bulmak oldukça zor. Biz 2012 Kasım ayında yukarıda resimlerini görebileceğiniz
meşhur Via del Corso caddesine ve Popolo meydanına çok yakın Hotel Locarno'da
uygun bir fiyata iki gece konaklamıştık, eski bir binanın nasıl zevkli bir otel olacagını
merak ederseniz web sitelerine bir göz atmanız da fayda var.Sıradan bir continental
kahvaltı yerine oldukça güzel bir açık büfe kahvaltı hazırladıklarını da belirtmemde
fayda var.

Le Clarisse Hotel Pantheon odaları
Geçen yıl Haziran ayında bu sefer hayırlı bir nedenle Roma'ya giderken oldukça
vakitli ( Şubat ayında ) rezervasyon yapabildiğimiz Pantheona sadece iki sokak
uzaklıktaki Le Clarisse Hotel Pantheon ise bir daha gidersek müsaitliğine ilk
bakacağımız  otellerden biri olacak.

Le Clarisse Hotel Pnatheon
Şehrin en civcivli (ve bence en güzel bölgesinde) bu kadar sessiz, sakin, keyifli başka
bir otel bulmak pek mümkün değil.



22 Şubat 2015 Pazar

MILANO

Ben sürprizleri severim,her zaman bu kadar keyifli olmazlar ama unutulmaz
oldukları bir gerçektir. Doğumgünümdeki Milano seyahati de en keyifli
sürprizlerdendi, son 1 hafta kalaya kadar nereye gideceğimizi bilmediğimden
çok araştırma da yapamadım, 3 gece 4 gün midemizin sesini dinleyerek dolaştık.
İyi ki de öyle yapmışız.

Milano denildiğinde aklıma ilk gelen iki şey Duomo ve alışveriş olmasına rağmen,
3 gün sonunda bu listeye güzel eski binalar, nefis italyan lezzetleri, nefis şaraplar
ve şık insanlar da eklendi.

Öncelikle Pegasus'la uçtuk, 1 saat mesafedeki Bergamo havaalanından aşağı
yukarı her 20 dakika'da kalan otobüsler tek yön 5 Euro'ya sizi sehir merkezindeki
tren istasyonuna bırakıyor.

Hotel Ariosto

Otelimiz Hotel Ariosto metro istasyonuna oldukca yakın keyifli bir semt
olan Magenta'daydı.Yüksek tavanlı, neo klasik eski bir binada bulunan otel
3 gece icin oldukca yeterli ve konforluydu.

La Locanda Del Gatto

İlk gün tam siesta vakti, saat 16:00'ya dogru tek yemek yiyebileceğimiz mekan
olan meshur Duomo katedralinin bir arka sokagındaki Galleria Vittorio
Emmanuelle II''nin icindeki La Locanda Del Gatto Rosso'da nefis italyan
lezzetlerini tattık. Parmesan fondulu risotto ve özellikle masanızda tartılarak
servis edilen Truff mantarlı spaghetti tavsiye edilir.Şarap olarak kırmızı
Ca'del Bosco içtik, nefisti.


Add caption


Hazmetmek amaclı Duomo etrafında kısa bir yürüyüs sonrası tekrar otelimize döndük ve aksam
icin otel concierge görevlisi tarafından ayarladığımız Stendhal'e gectik.

Ristorante Ostaria Stendhal


Lazanya - Mozzarella ve Beef Carpaccio


Ronchedone Cadei Frati

Stendhal yine keyifli bir semtte ufak bir aile lokantası havasında, nefis lezzetler
sunan bir mekan, çok resmi bir yer olmamasına rağmen ceketlerini eksik etmeyen
italyan beyler ve şık hanımlar sesli kahkalar atıp aceleden uzak bir tavırla yemeklerini
yiyorlar, bu sene yeni yaş kutlamam bu güzel mekana denk geldi kimbilir belki bana da
bulaşır bu her anın tadını çıkarabilme durumu.

ps: ince düşünülen her sürpriz çok kıymetli hele içinde sevdikleriniz varsa


20 Ekim 2014 Pazartesi

BUDVA PLAJLAR / TRSTENO - SVETI STEFAN - LUCICE

 

Deniz tatili için Dalmaçya kıyıları muhteşem bir seçenek yol boyunca
irili ufaklı çok güzel plajlar görmüş, bir an önce suya girmek için sabırsızlanmıştık.
Başlarda konum nedeniyle deniz biraz soğuk mu olur diye düşünsek de Korcula'daki
tecrübemiz bu endişemizi de gidermişti.

Trsteno plajı
Denize en fazla vakti Budva'da ayırdık, Kotor kale tırmanışından sonra meşhur
Jaz plajının komşusu Trsteno plajına gittik, deniz yine çok güzeldi ama plaj için
pek aynı şeyi söyleyemeyeceğim, öğleden sonra plaja vardığımızdan kumsalda
yer bulamadık, iskele ise oldukça hareketli ve gürültülüydü.
Aman Resort
Ertesi gün tüm vaktimizi plajda geçireceğimizden erkenden yola çıktık, rota
Sveti Stefan'dı, ismini koyun ucundaki lüks tesisden alan plaja vardığımız da
iki alternatifimiz vardı, biri iki kişilik şezlong ve şemsiyeyi 20 €'ya alabileceğimiz
plaj diğeri meşhur Aman Resort'un iki kişi 50 €'luk plajıydı, tatilin son günü
şerefine daha sessiz sakin gözüken Aman plajında karar kıldık ve tüm günü
bu keyifli koyda geçirdik.
Aman'da öğle yemeği
Aman Beach Sveti Stefan

Sveti Stefan'ın restoranı özellikle gün batımındaki manzara nedeniyle oldukça
populermiş, maalesef biz bunu yurda döndükten sonra öğrendik.

Plaj sonrası otele dönmeden Budva'ya 18 km meşhur tatil bölgesi Petrovac'ta
Lucice plajına da uğradık, açıkcası deniz ve sahil her plajda o kadar güzel ki fazla
söze gerek yok,

Lucice plajı





4 Mart 2014 Salı

NEW YORK



Seker bayramı süresince 9 günlük Amerika seyahatimizi programlarken başlangıcında
baştan ve sondan iki günü en sevdiğim şehirlerden biri olan Newyork'a ayırmıştık, geçen
gelişimizde bir hafta altını üstüne getirdiğimizden neler yapacağımız belli gibiydi, tavsiyeleri de
toplayıp yola çıktık.

Chelsea'de kaldığımız ev
İlk iki akşam Chelsea'de oldukça merkezi bir noktada airbnb ile kiraladığımız evin
bir odasında kaldık, maceralı bir hoşgeldiniz seansından sonra odamıza yerleştik,
oldukça misafirperver ev sahibimiz Tancie'ye rağmen sanırım tanımadığımız birileriyle
tüm evi paylaşmak pek bize göre değil. Airbnb daha evvel de kullandığımız ve memnun
kaldığımız bir online sitesi ama bundan sonraki seyahatlerde muhtemelen tüm daireyi
kiralayabileceğimiz seçenekleri değerlendireceğiz.

One UN New york Hotel
Son iki akşamımızda çok merkezi olmasa da yine Manhattan'da ve metro'ya oldukça yakın,
odamızdan nefis günbatımını seyredebildiğimiz One Un New york Hotel'de kaldık, bir sonraki
gelişimiz için de bu güzel ve makul fiyatlı oteli tercih etmemiz mümkün.

3 Mart 2014 Pazartesi

MIAMI II



Miami'de kaldığımız otel Miami Marriot'tı, hemen hemen tüm odaları okyanus manazaralı olan
 otel hem şehre yakın hem de oldukça konforluydu.

Okyanus manzaralı balkonumuz
















Miami'de ikinci ve son günümüzün öğleye kadar olan kısmı Miami'ye 45 dakika uzaklıkta Sawgrass outlette geçti, ilk durağımız olan
New York'daki alışveriş turu benim için çok verimli geçmemişti, beklentilerim büyüktü
 ve Sawgrass bizi hayal kırıklığına uğratmadı. Premium outletin kapalı alandaki hali
diyebileceğimiz dev mekanda hemen hemen aradığımız tüm markaları bulduk.

South Beach
Öğleden sonra meşhur South Beach'e yöneldik, plaj oldukça kalabalık denize
giren ise o kadar fazla değildi, biraz dinlenip fotoğraf çekimlerini tamamlayıp,
Madrid'de nefis sandviclerini afiyetle yediğimiz 100 Montaditos'un bir şubesinin
Lincoln Road'da bulunduğunu gördük ve bu fırsatı kaçırmadık.


100 Montaditos 



Ertesi sabah oldukça erken bir saatte New york uçağına giderken dizilerde
gördüğüm Miami'nin ne kadar farklı olduğunu düşünüyordum. Amerika'da
New York'tan sonra ikinci favori şehrim hala San Franciscoydu. Nemli sıcağından mı,
fazla turistik görüntüsünden mi yoksa beklentilerimin yüksek olmasından mı bilemiyorum
ama Miami çok büyük bir etki bırakmamıştı ben de.

20 Kasım 2013 Çarşamba

BOLOGNA



Bu bir kutlama gezisiydi dolayısıyla biletler 6 ay önce alınmış ama yoğun
program nedeniyle iki gün kalaya kadar hiç bir hazırlık yapılmamıştı. Buradan
sesimin çıkmadığına bakmayın neredeyse 4 aydır devam eden yolculuklar sonucu
ancak geçen hafta evimize döndük ve döner dönmez de anlatmaya başlıyorum.

Bologna'ya yaklaşık 2.5 saatlik bir yolculuktan sonra vardığımızda 150 kişinin
pasaport kontrolunun 2 kişi tarafından yapıldığını görüp biraz hayal kırıklığı
yaşadığımızı baştan belirtmeliyim, eğer Pegasus'la gelecekseniz check in işlemini
ön koltuklara yaptığınız da tatiliniz en az 1 saat önce başlayabilir. Bizim şansımıza
arkamızda 9 aydır seyahatte olan iki Avustralyalı hanım vardı, onlar sayesinde
45 dakika nasıl geçti pek anlamadık.



Havaalanı ile tren istasyonu arası taksi ile yaklaşık 15 dakika ve 16 Euro tutuyor,
eğer tek kişi seyahat edecekseniz havaalanından kalkan otobüsün ücreti de 6 Euro.
Biz otel tercihimizi tren istasyonunun karşısındaki Mercure otelden yana yapmıştık.
Oteli seçerken tren istasyonunun etrafı güvenli midir diye düşünsem de, otele
vardığımız da bu endişemin pek yersiz olduğu gördüm.

Bolonya sokakları
Otele eşyalarımızı bırakıp midemizin yükselen sesini dinleyerek Bologna sokaklarına
çıktığımız da siesta denilen bir başka acı gerçekle karşılaştık, sonuç olarak Hintli
bir amcanın  dükkanından yediğimiz bir dilim pizza ve biraz ileride içtiğimiz 1 kadeh
şarapla saat 7'e kadar dayandık.

Tam 7'de kapısından girdiğimiz Donatello'daki kibar garson tüm restoranın bu akşam
dolu olduğunu söyleyince, yüzümüz öyle bir şekil almış olmalı ki restoranın sahibi
hanımefendi bizi usulca arkadaki ufak salona alıp servis yapabileceklerini söyledi.



Duvarlarının hepsi ünlülerin restorandaki resimleriyle kaplı bu ufak salonda belli ki
bir grup yemeği için hazırlık yapılmıştı. Menü'de hararetle Bolonez soslu makarnayı
ararken yan masamıza oturan yaşlı çiftin gün boyunca ne kadar yorulduklarını Türkçe
anlatmaları oldukça şaşırtıcıydı.Bu tatlı hanımefendi ve beyefendinin Vedat Milorun
Savigno tavsiyesi üzerine yola düşmesi ve çat pat İngilizceyle Savigno dışında tüm çevre
kasabaları gezmiş olmaları ise enteresan olmasının yanısıra  bence oldukça ilham vericiydi.

Roka + mantar + parmesan

Bolonez soslu Tagliatellet

Porcini mantarlı Taglietelle

Son olarak tiramisu siparişi verdiğimizde bu seyahatin çok lezzetli geçeceğini biliyorduk,
           tek yapmamız gereken Italyanların saatlerine uygun hareket etmekti.











19 Eylül 2013 Perşembe

MIDILLI - PETRA / MYTILINI

Petra plajı
Geçen sene Erossou sonrası adanın en kuzeyinde konakladığımız Molyvos'a geçmiş
ve akşam yemeğimizi de bu sahilde yemiştik, bu sefer konaklamayı Molyvos'a 6 km
uzaklıkta Petra'da Michaelia otelde yapmaya karar verdik, sahilde konumlanmış bu
şirin otelden de kahvaltı dışında da oldukça memnun kaldık.



Michaelia Hotel
Petra'yı Bodrum Bitez sahiline benzetebiliriz, sıra sıra ücretsiz şezlonglar ve sıralı ufak cafeler var , deniz güzel ama her adada olduğu gibi rüzgarın nereden estiği deniz ve plaj seçimi için kritik önem taşıyor.







Gecen sene de Petra plajında bu cafede oturduk, ismini okuyamıyorum yazamıyorum :)



Plajda yenilip içilenler için bir kaç önerim olacak Peleponis bölgesinden gelen çileklerle
nefis frozen yapıyorlar, Frape zaten bir Yunan klasiği, eğer masada otururum derseniz aman
benim içinde kabak kızartma yanında bir Mythos için.



Bu sefer plajda To Kyma'da oturduk, güleryüzlü amca gayet güzel yarı İngilizce yarı
Yunanca anlattı tüm derdini.







MIDILLI - PETRA / MYTILINI

Petra plajı
Geçen sene Erossou sonrası adanın en kuzeyinde konakladığımız Molyvos'a geçmiş
ve akşam yemeğimizi de bu sahilde yemiştik, bu sefer konaklamayı Molyvos'a 6 km
uzaklıkta Petra'da Michaelia otelde yapmaya karar verdik, sahilde konumlanmış bu
şirin otelden de kahvaltı dışında da oldukça memnun kaldık.



Michaelia Hotel
Petra'yı Bodrum Bitez sahiline benzetebiliriz, sıra sıra ücretsiz şezlonglar ve sıralı ufak cafeler var , deniz güzel ama her adada olduğu gibi rüzgarın nereden estiği deniz ve plaj seçimi için kritik önem taşıyor.







Gecen sene de Petra plajında bu cafede oturduk, ismini okuyamıyorum yazamıyorum :)



Plajda yenilip içilenler için bir kaç önerim olacak Peleponis bölgesinden gelen çileklerle
nefis frozen yapıyorlar, Frape zaten bir Yunan klasiği, eğer masada otururum derseniz aman
benim içinde kabak kızartma yanında bir Mythos için.



Bu sefer plajda To Kyma'da oturduk, güleryüzlü amca gayet güzel yarı İngilizce yarı
Yunanca anlattı tüm derdini.