Amerika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Amerika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Haziran 2015 Pazartesi

NEW YORK RESTAURANTS & BATHTUB GIN

New york dosyasını iki güzel restoran ve bir güzel barla bitiriyoruz, ilki
3. caddede bir Meksika lokantası olan Sinigual bizim gibi şanslıysanız rezervasyonsuz
masa bulabileceğiniz ne çok salaş ne de çok şık, lezzetli meksika spesiyallerini
tadabileceğiniz bir restoran.



İkinci önerim biraz daha ağır rezervasyonsuz zorlanabileceğiniz, masanızı
beklerken antika barında bir şeyler içebileceğiniz bir kaç şubesi de olan


Her iki restoranın da hem yemeklerinden hem de servisten oldukça memnun ayrılmıştık,
ama benim size esas bahsetmek istediğim bir başka ilginç mekan Bathtub Gin bar. Bu 
enteresan bara dışarıdan girdiğiniz de normal bir cafeye girdiğinizi sanıyorsunuz.

Bathtub Gin Bar girişi
İçeride masa isteyip istemediğiniz sorulduktan sonra ise gizli bir kapıdan
esas mekana yani Bathtub Gin bara ulasıyorsunuz. Kokteyler cin ağırlıklı ve nefis,
biz bu seyahatimizde iki defa buraya gelip hatta ikinci gelişimizde bir de
sürprizle karşılasmıstık, sürprizlerden hoşlanmıyorsanız gitmeden web sitesinden
eventlere göz gezdirmeniz de fayda var.



ps; Bathtub Gin bar fotoları kendi websitelerinden alınmıstır.

31 Mayıs 2015 Pazar

NEW YORK



Bugün eskileri temizleme ve böylelikle yenilere yer açma vakti, 1.5 sene evvelden kalan
notları paylaşma ve kenara koyma vakti, demek istediğim 2013 Kasım ayından beri elimde
olan güzel New york anıları var, buyrun başlayalım.

Meat packing bölgesi
New york'a ilk gittiğimiz 2009 senesinde açılan,bizim ancak bu gidişimizde
görebildiğimiz High Line park mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri, adı
üstünde 1.45 mil boyunca eski tren yolunu çok güzel bir park yapıyorlar, 
yeşillendiriyorlar ve keyifle vakit geçirilecek bir yer ortaya çıkıyor.


High Line Park
Yolunuz bu taraf düştüyse Chelsea Market'e uğramadan dönmeyin hele 
güzel bir italyan restoranı arıyorsanız, doğru adres Giovanni Rana Pastificio & Cucina
Nefis pastalar, önden gelen tadımlık parmesan ve güzel italyan şarapları
hepsi denemeye değer. Yemek sonrası ufak tefek keyifli dükkanlar bulabileceğiniz
meat packing bölgesinde de dolaşmanızı öneririm.

Chelsea Market
Giovanni Rana'da Pestolu spaghetti


4 Mart 2014 Salı

NEW YORK



Seker bayramı süresince 9 günlük Amerika seyahatimizi programlarken başlangıcında
baştan ve sondan iki günü en sevdiğim şehirlerden biri olan Newyork'a ayırmıştık, geçen
gelişimizde bir hafta altını üstüne getirdiğimizden neler yapacağımız belli gibiydi, tavsiyeleri de
toplayıp yola çıktık.

Chelsea'de kaldığımız ev
İlk iki akşam Chelsea'de oldukça merkezi bir noktada airbnb ile kiraladığımız evin
bir odasında kaldık, maceralı bir hoşgeldiniz seansından sonra odamıza yerleştik,
oldukça misafirperver ev sahibimiz Tancie'ye rağmen sanırım tanımadığımız birileriyle
tüm evi paylaşmak pek bize göre değil. Airbnb daha evvel de kullandığımız ve memnun
kaldığımız bir online sitesi ama bundan sonraki seyahatlerde muhtemelen tüm daireyi
kiralayabileceğimiz seçenekleri değerlendireceğiz.

One UN New york Hotel
Son iki akşamımızda çok merkezi olmasa da yine Manhattan'da ve metro'ya oldukça yakın,
odamızdan nefis günbatımını seyredebildiğimiz One Un New york Hotel'de kaldık, bir sonraki
gelişimiz için de bu güzel ve makul fiyatlı oteli tercih etmemiz mümkün.

3 Mart 2014 Pazartesi

MIAMI II



Miami'de kaldığımız otel Miami Marriot'tı, hemen hemen tüm odaları okyanus manazaralı olan
 otel hem şehre yakın hem de oldukça konforluydu.

Okyanus manzaralı balkonumuz
















Miami'de ikinci ve son günümüzün öğleye kadar olan kısmı Miami'ye 45 dakika uzaklıkta Sawgrass outlette geçti, ilk durağımız olan
New York'daki alışveriş turu benim için çok verimli geçmemişti, beklentilerim büyüktü
 ve Sawgrass bizi hayal kırıklığına uğratmadı. Premium outletin kapalı alandaki hali
diyebileceğimiz dev mekanda hemen hemen aradığımız tüm markaları bulduk.

South Beach
Öğleden sonra meşhur South Beach'e yöneldik, plaj oldukça kalabalık denize
giren ise o kadar fazla değildi, biraz dinlenip fotoğraf çekimlerini tamamlayıp,
Madrid'de nefis sandviclerini afiyetle yediğimiz 100 Montaditos'un bir şubesinin
Lincoln Road'da bulunduğunu gördük ve bu fırsatı kaçırmadık.


100 Montaditos 



Ertesi sabah oldukça erken bir saatte New york uçağına giderken dizilerde
gördüğüm Miami'nin ne kadar farklı olduğunu düşünüyordum. Amerika'da
New York'tan sonra ikinci favori şehrim hala San Franciscoydu. Nemli sıcağından mı,
fazla turistik görüntüsünden mi yoksa beklentilerimin yüksek olmasından mı bilemiyorum
ama Miami çok büyük bir etki bırakmamıştı ben de.

2 Mart 2014 Pazar

WELCOME TO MIAMI



Miami'de otelimize vardığımızda bacaklarımın alt kısmını hissetmiyordum, rotanın
geri kalanına bu şekilde devam edemeyeceğimiz oldukça netti. Biraz dinlenip taksi
ile meşhur Lincoln Road'a geçtik.


Miami'de geçirdiğimiz iki akşam da tercihimiz italyan restoranlarınıydı ilk
akşam Tiramesu'da  ikinci akşam da La lupa di Roma'da yedik.İki restoranda
güzeldi ama tek şansınız varsa bence Tiramesu'y u deneyin.

Tiramesu Restaurant
Miami'nin gece hayatının ne kadar renkli olduğunu biliyorduk ama çok yorgunduk,
ilk niyet Ocean drive'da Mango's bara gitmek olsa da ihtiyacımız olan alkolu South
Beach boyunca yürürken bulduğumuz bar da dev margaritalarla giderdik.

                                                                                  Mango's Bar




1 Mart 2014 Cumartesi

FLORIDA KEY WEST II



Ertesi sabah vakitlice kalkıp otelin havuzbasında cok detaylı değil ama yeterli bir kahvaltı edip,
gün yüzüyle bu şirin kasabayı keşfe çıktık.


Estetik olarak göze güzel gelmeyen neredeyse hic bir binanın olmadıgı sahil kasabası
meşhur limonlu pie ile ünlüymüş.Klasik Amerikan pazarlama taktikleri kullanılarak
neredeyse herseyin üstüne bir limonlu pie konarak satıldıgı dükkandan bir pie ve kahve
alarak, sokaklarda dolanmaya devam ettik.

Cadılar bayramına da oldukca az zaman kaldıgından pek cok ev ve dukkan bu temayla
itina ile süslenmişti. Ernest Hemingway'in evinin de bulunduğu Key West'de, Hemigway'in
ne kadar kedi sever biri olduğunu da müze haline getirilen evde yaşayan kedilerden ve evin
bahçesindeki anıt kedi mezarlığından öğrenmiş olduk.

Fort Zachary State Park


Sıra güneybatı sahil kısmında oldukca methedilen Fort Zachary State Parktaydı, hava oldukça
sıcak olmasına rağmen deniz o kadar çekici değildi, plajda 30-40 dakika zaman gecirdikten
sonra pahalı ama oldukça rahatsız arabamızla  Miami'ye doğru dönüşe gectik.



Yol üstünde durdugumuz okyanus manzaralı Wahoos Bar and Grill'de hem nefis yemek yeme
hem de ilk defa bir köpekbalığını bu kadar yakından görme şansımız oldu.


26 Şubat 2014 Çarşamba

FLORIDA KEY WEST



Geçen sene kurban bayramında Amerika için yola çıktığımızda bu seyahatin beni en
heyecanlandıran kısmı Dexter'ın tüm sezonunda keyifle izlediğimiz Miami ve Key West
bölümüydü.


New york'tan 3.5 saatlik uçuş sonrasında Miami'nin pek havalı ve büyük havaalanına
varmıştık, araba kiraladığımız amca bizi alandan alıp ofisinin bulunduğu otele götürürken
bizim 4 kişi için bir Mustang nasıl kiraladığımızı anlamaya yönelik sorular sorsa da durumu
çok uzatmadı, ofiste hızlıca dokumanları hazırlayıp bize şans dilediç Ben bu araba ne kadar
küçük olabilir ki diye düşünürken, kendimi pek sevgili arkadasım ile ufacık arka koltukta
aramızda bir bavul ile bütünlenmiş olarak buldum.

İlk durağımız olan Key West'e yaklasık 35 derecede tam konserve şeklinde vardığımız da,
tamamen okyanusun üstüne inşaa edilmiş ne kadar güzel bir yolun üzerinden geldiğimizin bile
farkında değildik.

Light House Court
Key West, ülkenin en güney noktasında oldukça keyifli bir sahil kasabası konakladığımız
Light House Court yine dizi filmlerden tanıdık gelen bir bahçe etrafında yerleştirilmiş
odalardan oluşan bir otel.


Key West'de gün batımı

Bavulları bıraktıktan sonra gün batımını seyredebileceğimiz (yüzlerce turist ile birlikte) sunset
pointe yürüdük, yürüyüş sonrası biraz ağır ve fazla havalı bulduğumuz Alonzo oyster bar'da 
bir kokteyl içip, yemek için alt katta daha rahat bir şeyler yiyebileceğimiz bölüme geçtik.

Yemek sonrası, ertesi gün aynı şekilde 4 saatlik bir yolculuk yapacağımızı unutmak ümidiyle
içtiğimiz biralar işe yaramış, güle oynaya güzel otelimize doğru yürümeye başlamıştık.